Biyoenerji: Gerçekten enerji mi?

0
165

Biyoenerji, akupunktur ve hipnoz gibi alternatif tıp ile ilgili bir kavramdır ve “doğal olan enerji” olarak tanımlanır. Biyoenerjinin, yenilenebilir bir enerji olan ve bitkisel ve hayvansal atıklardan elde edilen biyogaz veya biodizel gibi enerjilerle bir ilgisi yoktur. Biyoenerji, fiziksel bedenle sınırlı değildir ve bir bedenden diğerine ve hatta başka bir maddeye aktarılabildiği söylenir. Biyoenerji aktarımı için diğer kişiye veya eşyaya dokunmak gerekmez. İnsanda mevcut olan olumlu enerjiye “pozitiff enerji”, ve vücutta hastalıklı olan bölgelerin ürettiği olumsuz enerjiye de “negatif enerji” denmektedir. Sağlıklı bir vücutta negatif enerji bulunmadığı ifade edilir. Sağlığı muhafaza eden ve bedeni canlı tutan ve vücutta sinir sistemine benzer bir elektrik sisteminde aktığı düşünülen enerjiye “yaşam gücü” mânâsında “prana” denir. Bu enerjinin, tai chi ve meditasyon gibi yöntemlerle dengelenebildiği, ve kişinin düşünce ve hislerinin, bu enerjiyi önemli ölçüde etkilediği söylenmektedir. Kişiler havadan “kozmik enerji” ve topraktan da “yer enerjisi” alabilmekte, olumsuz düşünceler alınan pozitif enerjiyi bozup çabuk tükenmesine yol açabilmektadir.

Biyoenerjinin korunumu diye bir şey söz konusu değildir. İnsanın enerji alanının sonsuz olduğu ve kullandıkça arttığı söylenir. Stresli kişiler veya fiziksel bir rahatsızlığı olanlar sürekli olarak negatif enerji üretirler. Bu da kişide ağrılara ve psikolojik rahatsızlıklara sebep olur. Negatif enerji, modern veya alternatif tıp tedavileriyle yok edilir. Pozitif enerjinin de çok olması çeşitli hastalıklara yol açabilmekte, ve hatta bazı kişilerin vücutlarındaki yüksek pozitif enerjinin manyetik kartları ve pilleri bozduğu iddia edilmektedir. Biyoenerji ile yanıklardan mide ağrılarına, tüberkulozdan epilepsiye, stresten şizofreniye kadar birçok hastalığın tedavi edildiği iddia edilmektedir. Hatta bu konuda kitaplar bile yazılmıştır. Sadece İstanbul’da 20,000’den fazla bioenerji pratisyeni olduğu tahmin edilmektedir. Bunlar arasında uzman tıp doktorları da vardır. Alternatif tıbbın bir parçası olan biyoenerji ile ağrıların dindirildiği, teşhislerin konduğu ve hatta boşanmaların önlendiği iddia ediliyor.

İnsan vücudu, hücrelerin beyne bağlantısını sağlayan sinirlerle bir ağ gibi dokunmuştur. Bedendeki haberleşmeler bu sinirler üzerinden yapılmaktadır ve sinirler üzerinden daima tek yönlü olarak akmakta olan ve seviyesi değişebilen enerjiye “sinir sistemi enerjisi” denir. Eski bir Çin öğretisi olan ve vücuttaki 400 noktayı esas alarak enerji dengesini iğnelerle sağlayan akupunkturun temelini teşkil eden bu enerji soyutlanıp gözlenemez. Onun varlığı vücutta sebep olduğu biyokimyasal değişikliklerden bilinir. Insan bedeninin içiyle beraber dışına da nüfuz eden bu enerji alanına “aura” denir. İki kişi birbirine yaklaşınca kişilerin biyoenerjileri birbiriyle temasa geçer ve enerji alışverişine zemin hazırlar. Biyoenerjinin akışı, “irade” ile düşünceyi yönlendirerek kontrol edilebilir. İradenin enerjiyi yoğunlaştırıp tek bir hedefe sevkettiği söylenir. O yüzden kişinin irade gücü, biyoenerjinin etkin kullanımında önemlidir ve bu güç meditasyon ile geliştirilebilir. Telepati, ruhsal şifa gibi parapsikolojik olaylar, insan bedeninden radyasyonla yayılan biyoenerjiye zihinsel bilgilerin eklenmesiyle izah edilir. Ancak biyoenerji henüz bilimsel olarak anlaşılmış değildir.

Biyoenerji terapisinin öncülerinden Polonyalı Mietek Wircus’a göre hayat olgusunun iki öğesi vardır: Biri biyokimyasaldır, diğeri de enerji ile ilişkilidir. Tüm canlılar biyokimyasal madde ve enerjiden oluşur. Enerji, maddeye nüfuz ederek ona hayat verir. Enerjinin bedenden çekilmesi ise bütün hayat sinyallerinin sönmesi ve ölümdür. İnsan ve hayvan bedenlerine hayat veren enerji, “hayat enerjisi” de denen biyoenerjidir. Bu enerji veya kuvvet alanı, her hücreyi minyatür bir tel gibi kuşatır ve beden için bir harita ve bilginin beden boyunca akışını sağlıyan bir ortam oluşturur. Biyoenerji, vücut dışında da düşük frekanslı bir elektromanyatik alan oluşturur. Daha geniş bir perspektif ile bakılacak olursa, biyoenerji “evrensel enerji”nin ayrılmaz bir ögesidir. Maharetli bir biyoenerji pratisyeninin bu alanları ve bedendeki enerji akışlarını algılıyabildiği söylenir. Bedende olup biten herşey bedenin enerji akışına, ve enerji akışındaki her şey de bedene yansır. Bu akış ve alanları normale döndürerek, biyoenerji pratisyeni biyokimyasal ve biyoenerji öğeleri arasındaki dengeyi tekrar sağlayarak kişiye sıhhatini kazandırır.

Prag’daki Charles Üniversitesi’nden Profesör Zdenek Rejdak biyoenerji terapisini “kişinin durumunu iyileştirmek gayesiyle enerjinin bir organizmadan diğerine akrarılmasına dayanan bir metod” olarak tanımlar. Bu, yükü zayıflamış bir aküyü tekrar şarj etmeye benzetilir. Biyoenerji terapisi, insan bedenini kuşatan biyoenerji sahasında kendini gösteren biyo-akımların yeniden tesisini ve enerji dengesizlik ve bloklarının giderilmesini içerir. Biyoenerji terapisi 1982’de Polonya’da resmen modern tıbba tamamlayıcı bir branş olarak kabul edilmiştir, ve birçok biyoterapist sağlık kuruluşlarında tamamlayıcı rolde görev yapmaktadır.

Mietek Wircus’un öğretisine göre fiziksel beden içinde enerji akar. Tüm enerji akışları masaj, chiropractic manipulasyon, ve akupunktur gibi uygulamalarla geliştirilebilir. Biyoenerji okullarında öğrenciler biyoenerjiyi hissetme, gönderme, yöneltme, yıllar boyu birikmiş hisleri serbest bırakabilme ve zihinsel olarak tüm enerji seviyelerini kontrol edebilmeyi öğrenirler. İleri derslerde öğrenciler biyoenerji ile çalışmayı, başkalarının enerji alanlarını etkilemeyi ve bozukluklarını düzeltmeyi ve eterik, duygusal ve zihinsel enerji seviyeleriyle çalışmayı öğrenirler.

Kaynak: ÇENGEL, Y. A. NEDİR BU ENERJİ? MADDE, MÂNÂ, VE EVRENE YENİ BİR BAKIŞ.